Son aylarda dünya siyasetinde yaşanan gelişmeler, küresel güvenlik dengelerinin ciddi biçimde sarsıldığını gösteriyor. Doğu Avrupa’da devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, NATO ile Moskova arasındaki gerilimi Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek seviyesine taşıdı. ABD ve Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya verdiği askeri destek, Kremlin tarafından “doğrudan tehdit” olarak yorumlanırken, karşılıklı sert açıklamalar uluslararası kamuoyunda endişeyi artırıyor.
Öte yandan Orta Doğu’da İsrail-Filistin hattında yaşanan çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimali, küresel aktörleri alarma geçirmiş durumda. İran, ABD ve bölgedeki müttefik ülkeler arasındaki dolaylı gerilim, enerji güvenliği ve küresel ticaret yolları açısından da risk oluşturuyor. İngiliz merkezli güvenlik analiz kuruluşlarına göre, Orta Doğu’daki herhangi bir geniş çaplı savaş, büyük güçlerin doğrudan ya da dolaylı olarak sahaya inmesine neden olabilir.
Asya-Pasifik cephesinde ise Tayvan çevresinde artan Çin askeri tatbikatları, Washington-Pekin hattındaki tansiyonu yükseltiyor. ABD Savunma Bakanlığı’na yakın düşünce kuruluşları, Tayvan konusunda yaşanacak olası bir krizin sadece bölgesel değil, küresel sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. BBC ve Reuters gibi uluslararası haber ajansları, bu üç cephede yaşanan eş zamanlı krizlerin modern tarihte nadir görülen bir tablo oluşturduğuna dikkat çekiyor. Ancak uzmanların büyük bölümü, tüm bu risklere rağmen “3. Dünya Savaşı” ihtimalinin henüz kaçınılmaz olmadığı görüşünde.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) ve ABD merkezli stratejik araştırma kurumları, büyük güçlerin doğrudan çatışmadan kaçınma refleksinin hâlâ güçlü olduğunu belirtiyor. Buna karşın nükleer silahların varlığı, siber savaşlar ve vekâlet çatışmaları gibi unsurların, olası bir küresel krizi geçmişe kıyasla daha öngörülemez hale getirdiği de vurgulanıyor. Uzmanlara göre asıl tehlike, kontrolsüz bir tırmanma ve yanlış hesaplama riski. Diplomatik kanalların kapanması, ekonomik yaptırımların sertleşmesi ve askeri tatbikatların artması, dünya kamuoyunda “küresel savaş” korkusunu beslemeye devam ediyor.
YAZI BOYUTU: