Dünya ekonomisi, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve sıkı para politikalarının ardından yeni bir denge arayışına girmiş durumda. ABD, Avrupa ve Asya merkezli ekonomi çevreleri, 2026 yılına yönelik beklentilerin piyasalarda şimdiden fiyatlanmaya başladığını belirtiyor.
Bloomberg ve Reuters analizlerine göre, merkez bankalarının faiz indirimlerine ne zaman başlayacağı konusu küresel piyasalarda en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Özellikle ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası’nın alacağı kararlar, gelişmekte olan ülkeler için sermaye akışlarını doğrudan etkileyecek.
Uluslararası yatırım bankaları, küresel büyümenin 2026’ya kadar daha dengeli ancak daha yavaş bir seyir izleyebileceğini öngörüyor. Bu süreçte enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve tedarik zinciri sorunları, ekonominin kırılgan noktaları olarak gösteriliyor. Dünya Bankası’na yakın kaynaklar, küresel ekonominin “yumuşak iniş” senaryosuna daha yakın olduğunu ifade ediyor.
Gelişmekte olan ülkeler açısından ise 2026 beklentileri daha temkinli bir tablo çiziyor. Yabancı raporlarda, mali disiplin ve yapısal reformların önemi vurgulanırken, yatırımcı güveninin korunmasının belirleyici olacağı belirtiliyor. Ekonomistler, küresel dalgalanmalara rağmen uzun vadeli yatırımların yeniden ön plana çıkabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre, 2026 ekonomisi sadece rakamlarla değil, beklentilerle de şekillenecek. Piyasalar için asıl belirleyici unsur, merkez bankalarının vereceği mesajlar ve küresel risk algısının seyri olacak.