Meraksızı okumayabilir de. Keyfe keder.xx
PRF YAHYA Sezai Tezel ,( merhum), “ TARİH, SIRF DÜŞÜNDÜĞÜ İÇİN, BAŞI DERDE GİREN BİRİNİ, BİZE BİLDİRMİYOR diye yazmıştı.
Sanırım, 20 yıl kadar da önceydi.
20 yıl kadar önce de TÜRKİYE, iyi kötü, eli ayağı düzgündü. Yazıp, çizilebiliyordu. Ama ufku gözlemleyip, analiz etmeyi düşünemiyorduk.
Tayyip Bey’i, batı avrupa “ demokrasilerindeki”, xx HRISTİYAN DEMOKRAT” liderlere benzetenlere, başta maalesef ustam HİLMİ YAVUZ(*), ciddi şekilde karşı koyup, yapmayın etmeyin allah aşkına diye yazmış olsam da.
Bir ben, bir de DAVULCU FUZULÎ duymuştu çığlığımı.
(*) Ustam Hilmi YAVUZ, birkaç yıl önce de, “boşuna uğraşılmasın, bizim bulunduğumuz MEDENİYET dairesi içindeki ülkelere, ( sanırım İRAN IRAK SURİYE , kimbilir, belkide ÜRDÜN ve MISIR, Pakistan )) , ASLA ve KAT’A demokrasi gelemez, gelmez “ diye de yazmasın mı!
Burada altını çizilmesi gerek önemli nokta, “ İÇİNDE BİZİM DE BULUNDUĞUMUZ MEDENİYET DAİRESİ” NEDİR,bu daireyi, “” kim neden nasıl” yapmıştır, bu dairenin “sakinleri” kimlerdir, nasıl bir medeniyet dairesidir bu daire…
Mutlaka bilmemiz gerekse de, hocam, bunlardan söz etmiyor, anlamamız gerekir diye düşünüyordu. Hocam ( ustam) bugün, tastamam 90 yaşındadır.
Bu yaşın yüzü suyuna, fazlaca yazmak istemiyorum. Ancak, bu vesile ile geçmiş,çok önemli bir olayı hatırlatmak istiyorum, ÜLKEMİN, olmayan DÜŞÜNCE geleneğine belki bir katkı sağlar dileğiyle…
Size, bu noktada, EMMANUEL VELINAS ile ünlü alman düşünür, MARTIN HEIDEGER in arasında geçen, dolaylı bir olayı aktarmak istiyorum.
LEVINAS, Litvanya Yahudisi kökenli Fransız filozoftur. 20. yüzyılın en özgün düşünürlerinden biri olan Levinas, kendi özgün "Öteki" felsefesini geliştirmiştir. İBRAN dünyasında, 20. Yy da, en önemli TALMUD yorumcularından biri olarak tanınır.
LEVINAS’ın ailesi, 2. Dünya harbinde, son ferdine kadar, NAZİLER tarafından, YAHUDİ oldukları için, katledilmişlerdir.
Bir anlamda hocası olan HEIDEGER ise, NAZİ partisi kurulur kurulmaz, 1933’de, adeta koşar adım üye yazılmıştır.
Yıllar sonra, bir söyleşide, VELINAS şöyle diyecektir: KOŞAR ADIM NAZİ PARTİSİNE OY VEREN, KENDİ HALİNDEKİ ALMANLARI HOŞ GÖREBİLECEĞİMİ DÜŞÜNMÜŞTÜM. AMA ŞİMDİ, DÜŞÜNMÜYORUM. O DENLİ KATLİAMLAR OLURKEN, BU ALMANLAR NEREDEYDİ.
HELE HELE, “””hocam”” HEIDEGER’i, ÖLÜNCEYE KADAR AFFETMEYECEĞİM.
ÇÜNKÜ O “” HEIDEGER” di…
Yani sıradan bir alman değildi “ diyor” VELINAS…
YANİ, sıradan olmayan insanların tutum—davranış-tavır- yaşam ve medeniyet TASAVVURLARI- anlayışları, MUTLAKA farklı-ciddi ve tutarlı olmak zorundadır.
Bugün içip, YAHYA SEZAİ Hocamın önermesi doğrultusunda, özgürce yazıp, çizme eyleminin, OLASI sonuçları konusunda, bir şey söyleyemem, bir garanti veremem..
En azından, “” chpli” belediye başkanı felan değiliz.
Hiç olmazsa.
An gelir, bu dahi yetmez, yetmeyebilir.
Yahya Sezai Hoca, LEVINAS, HEIDEGER ne arıyor bu yazıda. Yanyana gelmelerinin hikmeti, nedeni nedir!
Diye düşünülebilinir. Elbette.
X doğru söyleyeni, dokuz köyden kovarlar
X devletin malı deniz, yemeyen domuzxx ve daha benzer, nice ayeti kerimelerle donanmış bir “ kültür” altyapısından geliyoruz.
Anadolu’da , söylendiğine göre, bir “” Anadolu irfanı” varmış.
İrfan yani ERDEM yani “SAF AHLÂK”” !
Xxx Erdem, ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, bilgelik, alçakgönüllülük ve ölçülülük gibi iyi niteliklerin ve olumlu huyların genel adıdır. Felsefi olarak, kişinin ruhsal anlamda yetkinleşmesi ve daima ahlaki olarak iyiye yönelmesi durumudur.
Şimdi bu durumda, devlet malının yağmalanması- doğru söylememe noktalarında dururken, “” HANGİ ANADOLU İRFANI/ERDEMİNDEN” söz edilebilir ki…
Bu, resmen iki yüzlülük değil de nedir!
Bugünü anlarken, anlamaya çalışırken…
Yalnızca, üç beş tane, kafası takkeli-sakallı çapulcunun, cinsellikten başka bir şey görmeyen gözlerle, olmayan akılla, hemen hergün ortalığa dökdükleri, illet anlatımları, haliyle facede-instagramda falan izliyoruz.
İzliyor ve soruyoruz!
Bu ülkeye no’luyor yahu…
Allah aşkına… yarın ahrette bilmem kaç bin yıl sürecek kahvaltıların… bilmem ne efendi, Azrail geldi de, daha vaktim gelmedi deyip, azraili savuşturdu.
Ahrette her dakka cinsel münasebet kurup, her seferinde de, münasebet kurulan huriler, kız oğlan kız kalacak… gibi, devam etmekten şu anda, utanıyorum…
Söylemlerle, nereye gidilecek!
Ne için gidilecek…
Evet TAYYİP BEY, cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi çerçevesinde, bu ve benzer sorular, zatı alinizin sorumluluğundadır.
Lütfedip merakımızı gidermek durumundasınız zannımca.
Ne dersiniz efendim…
(*) Tefekkür etmek; bir konuyu, evreni, insanın kendi yaratılışını veya soyut değerleri derinlemesine düşünmek, analiz etmek ve ibret almaktır. Yüzeysel düşünceden farklı olarak, kalbi ve aklı birleştirerek olayların ardındaki hikmeti anlamayı amaçlar.
levınas yazısı...