İçinden geçtiğiiz kırım günlerinde, Zülfü Livaneli’nin güzel ve içli sesinden dinlediğimiz,”Bir insan ömrünü neye vermeli / tükenip gidiyor ömür dediğin…” dizeleriyle süren türkü dolanıyor dilime...

Gün ömürde bir yaprak...

Ay, yıl ne fark eder; önemli mi?

Mevsim bahar olsa da günlerde kış ayazı, fırtına esip yıkıyor boran…

Kanla ve gözyaşıyla yoğruluyor yaşamın hamuru…

Her gün bin bir canla doyuruyor karnını toprak…

Buruk anılar yadigar kırımdan kurtulanlara!

İşte bir yere not düştüğüm geçmişten bir haber:

Çocukların bulduğu el bombası patladı; yedi çocuk öldü…

Önemli mi çocukların ölmesi, çocuktan bol ne var?

Yorma kafanı, sen haytasın ya!

Tıraşını ol; çayını iç, işine koşup karış sorgulamayan kalabalıklara… sakın ola burnunu sokma her şeye, yoksa ağrıtırsın baş…

Şartlı tahliyeymiş, afmış takma kafanı; önemli mi?

Yarın yine dolar cezaevleri, çünkü kafa hasta verilen ilaç başka…” demek ne kolay.

Mikrobu yayan reçeteyi de yazıyor!

Gün, gün dolu ölüm!

Şiddet dörtnala kalkmış at, topuklarında paslı çivi, çiğniyor yürekleri…

Ey kendine insanım diyen yaratık; vazgeç zulümden, bırak serpilsin yapraklar yeşil yeşil, açsın çiçekler rengarenk…

İnat etme, tut bir ucundan güzelliğin, tutun da yaşa;  sen diresen de, bir gün mutlaka kök salacak güzellik; bak yarılmış tohumlar…

Zulmün mirası öne eğilen baştır...

İşte bir başka haber:

Tarih 21 Mart 1968 Güney Afrika Cumhuriyeti; gösteri çatışmaya dönüştü, altmış bir ölü…

Ölüm kara, kıyıcılar zalim, ama sırasız ölenler masum…

 Er ya da geç mutlaka verir dersini herkese zaman denen yargıç!

Siz siz olun aldanmayın görünüşe; kalıcı değildir zulüm kalesi!

Kişinin elinde olmadan geldiği dünyada kat ettiği ömür denen serüven nefis körlemekten öte nedir ki?

Günün albenisine kapılarak tercihlerde bulunmak çoğu zaman kişiyi yanıltır; asıl önemli olan ömür sürecindeki çizginin eğrileri, iniş çıkışlarda sergilenen tutumdur!

Hiçbir zulmün kalıcı olmadığı gibi; hangi koşullar altında olursa olsun geçmeyen gün,dolmayan çile yoktur.

Günübirlik çıkarlar uğruna zulme maşalık edip soyuna ihanet edenler utansın!