“Yaradanı ve yaradılanı” seven bir insanın bunca zalim bir tehditte bulunması mümkün mü?
Tan Oral’ın dünkü karikatürü, düz bir çizgiydi aslında...
Başbakan’ın o utanç verici cümlesini, bu topraklardaki Ermenilere, doksan beş yıl önce reva görülen zulme bağlayan dümdüz bir çizgi.
2010 yılında, ülkesine sığınmış mazlum, mağdur ve muhtaç insanlara “rehine” gözüyle bakabilen bir zihniyetin, 1915’te, yaşlı, kadın, çocuk demeden Ermenileri kırımdan geçiren İttihatçı zihniyetten bir farkı olmadığını anlatıyordu bence Tan Oral.
Bu zihniyetin insanı nereye vardıracağını tek bir soruyla Başbakan’ın yüzüne çarpıyordu âdeta...
Bilmiyorum, Erdoğan bu karikatürü gördü mü?
Ve ağzından dökülen “Yüz bin Ermeniyi gönderebiliriz” cümlesini, kalbiyle işitti mi?
Başbakan, bu cümledeki tehcir tehdidinin, tekrarlamayı pek sevdiği o Yunus Emre mısraının anti-tezi olduğunu anlamaktan aciz mi hakikaten?
“Yaradanı ve yaradılanı” seven bir insanın bunca zalim bir tehditte bulunması mümkün mü?
Erdoğan’ın akla, vicdana ve insaniyete sığmayan tehditkâr cümlesinin, siyasi açıdan da vahim bir hata olduğuna şüphe yok.
En basitinden, Türkiye’de kaçak yaşayan Ermenistanlı işçilerin ve yakınlarının sayısının yüz bin değil, azami yirmi bin olduğunu bilince, Erdoğan sadece şantajcı değil, yalancı durumuna da düşüyor.
Ayrıca, bu şantajın Batı’da yarattığı haklı tepkinin, Ankara’nın dünyadaki Ermeni soykırımı tasarılarıyla mücadele için harcadığı onca zaman, para ve enerjinin zaten pek zayıf olan hükmünü bir kalemde sildiğinden emin olabilirsiniz.
Ama doğrusu, Erdoğan’ın politik akıldan yoksun tavrı değil beni burada rahatsız eden...
İşin o kısmını, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Erdoğan’ın sözüyle irkilen diğer olgun ve akıllı hükümet mensupları düşünsün.
Beni, bu ülkede resmî söyleme egemen olan çarpık tarih anlayışının, devlet erbabına politik hatalar yaptırmasından ziyade, onları insaniyetten uzaklaştırması çileden çıkarıyor asıl.
Şu “diaspora” meselesi misal.
Başbakan ne diyor?
Erivan, Ermeni diasporasının etkisinden kurtulmalı, diaspora Ermenilerini kontrol etmeliymiş.
Burada, demokrasi ve tarih adına, ama daha önemlisi “insaniyet namına” bir değil, iki ayıp görüyorum ben.
Birincisi, siz bir devletin, vicdanı hür insanlara söz geçirmesini, kimin nasıl hissedip neyin politikasını yapacağını dikte ettirmesini, kendi vatandaşı bile olmayan topluluklara cemaat gibi, tebaa gibi, sürü gibi davranmasını, hangi hakla tavsiye ediyorsunuz?
İkincisi, bilmiyor musunuz, anlamıyor musunuz, bir an için olsun durup düşünmüyor musunuz ki, “Ermenistan’ın diasporası” sandığınız o insanlar, dünyanın dört yanına Ermenistan’dan yayılmış değiller...
Onların, Ermenistan’ın değil, Anadolu’nun diasporası olduğu hiç aklınıza gelmiyor mu hakikaten?
Bugün Amerika’da, Fransa’da, İsveç’te yaşayan Ermenilerin aslen Elazığlı, Adapazarlı, Trabzonlu, Malatyalı, İstanbullu olduklarını; Ermenistan’dan değil bu memleketten sürüldüklerini ve yüz binlerce soydaşlarının öldüğü o zalim kırımdan kurtulabilmeleri sayesinde, kendilerine dünyanın başka bir ucunda yeni bir hayat kurabildiklerini anlamıyor musunuz?
Büyük bir kısmı Ermenistan’a bir kez bile gitmemiş olan diaspora Ermenilerinin hemen hepsinin anneannesinin, dedesinin Anadolulu olduğu sizin için yeni bir bilgi mi yoksa?
Ve Sayın Başbakan, sizin kaçak Ermeni işçilere müsamaha göstermeniz, kanun gereği olmadığına göre, “insaniyet namına” değil miydi?
Yoksa siz başından itibaren bu insanları “rehin” olarak, “koz” olarak, onların Türkiye’de kurmaya çalıştıkları derme çatma düzeni “günün birinde işinize yarayacak bir şantaj malzemesi” olarak gördüğünüz için mi, “kaçak” statülerini sürdürmelerine izin verdiniz, hatta bunu teşvik ettiniz?
İnsanların hayatıyla oynamanın “yaradanı ve yaradılanı” sevmekle ne ilgisi var?
Ve hayatıyla oynadığınız, “gönderirim” dediğiniz insanların, doksan beş yıl önce İttihatçıların bu topraklardan “gönderdiği” Ermenilerin torunları olduğunu, birilerinin ille de yüzünüze haykırması mı gerek?
İttihatçı zulümle aranızdaki bu dümdüz çizgi vicdanınızı sızlatmıyor mu?
Ya Yunus Emre ile aranızdaki bu devasa uçurum? 19.03.2010
ycongar@mac.com
