Bugün şahsım dahil, dünyanın en bedava, en beleş, en avantalı ve avantajlı, en prestijli, en ticari, en karlı, en havalı, en ucuz, en kişisel ve en klişe anmasını yaptık.
Her zaman ki gibi.
Hani hep birlikte yolunu yol edinmiş olsak, lafını bile etmem.
Ama her anma töreni klişeleşti
Süslü cümleler, atarlı mesajlar ve güçlü sloganlar attık ve on dakika sonra normale döndük.
Sadece Uğur Mumcu için değil bu tavırlar.
Mustafa Kemal Atatürk için, Cumhuriyet için, zaferler için, şehitler için vs. Vs.
Üç kişidir, beş kişidir belki bu uğurda karınca olmaya çalışan…
Tabi etkili ve yetkili gazetecilik dönemlerini kaybettik.
Şarkı-türkü söylesek daha etkili olacak dönemlerdeyiz.
Çünkü yazılan gerçekler karşılık bulmuyor, dikkate alınmıyor, umursanmıyor, hatta dışlanıyor, öteleniyor, her zaman ki gibi itibarsızlaştırılıyor…
Ama bu demek değil ki; Vazgeçeceğiz.
Vazgeçmeyeceğiz doğruları, gerçekleri yazmaktan.
Çünkü tek bir an bile vazgeçmedi Uğur Mumcu…
Hayatı pahasına hem de…
Estağfurullah; onunla bir tutamayız kendimizi.
Onun göze aldıklarını kim alabilir ki?
Zaten alabilseydik bugün daha aydınlık bir ülkede yaşıyor olurduk.
Şahsım olarak yerel bir gazeteci olarak, sadece kentimle ilgili gerçekleri yazmaya çalışıyorum.
Aslında araştırılması, sorgulanması gereken onlarca konu ve soru varken hem de.
Ruhun şad oksun büyük usta.
Son nefesimize kadar sorup, sorgulayacağız kentimiz, ülkemiz ve insanımız için…
YAZI BOYUTU: