Narin ; İşte bugün yaşadığımız ve hatta daha fazlası ile yaşayacağımız kriz kapımıza dayandı ve 2009 ikinci yarısında etkisini ağır bır şekilde göstermeye başlayacaktır. Ve bunun sonucunda işsizlik artacak ve ülkemizin sanayisi çöküşe geçecektir.
2001 Sonrasında ABD ekonomisini toparlamak için hızla indirilen faizler 2001 – 2004 dönemi kredi kullanma talebini artırdı.
Ülkemizde ve Dünyada banklar bol, bol para dağıttılar. Ancak 1970’den bu yana karşılığı olmadan basılan doların karşılığı bazı ülkeler tarafından sorgulanmaya başlandı ve dolara karşı euro baskın hale gelmeye başlayınca daha ağır bir krizin ortaya çıkacağının sinyallerini vermeye başladı.
İşte bugün yaşadığımız ve hatta daha fazlası ile yaşayacağımız kriz kapımıza dayandı ve 2009 ikinci yarısında etkisini ağır bır şekilde göstermeye başlayacaktır. Ve bunun sonucunda işsizlik artacak ve ülkemizin sanayisi çöküşe geçecektir.
Artan kredi hacmi emlak fiyatlarını da yükseltti. Yükselen emlak fiyatları yeni kredi alınabilmesini sağladı.
2002 yılında inşaat sektörü ile ekonomiyi canlandırmak ve düşük gelirlerin konut sahibi olabilmelerini kolaylaştırmak amacı ile yeni düzenlemeler yapıldı.
En ufak bir global ekonomik çalkantıda, dalgalanmada veya krizde Türkiye’den bir gecede milyarlarca dolar tutarında sıcak para kaçacağına ilişkin inanç halen korunuyor. Böylece kurlar ikı, üç liralar ile ifade edilen seviyelere çıkacak.
İşte burada dikkatinizi kriz tellallığından ziyade gerçeklere hazırlıklı olmanızı tavsiye ederim.
2007 Eylül ayından beri Dünya ekonomisi son 30 yılın en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Ancak nedense krizi atlattık atlatacağız, bizi kriz teyit geçer gibi öngörüler halen devam etmekte buda bizlerin geleceğini tehlikeye atmaktadır.
Tüm reel sektör ve kamu kurumları ortaklaşa platformlar oluşturup kalelerini güçlendirmeliler. Buda koordinasyon ile ve nasıl tasarruf mantalitesi oluşturulmasından geçmektedir.
Güzel ülkem, Türkiye Cumhuriyeti gerçekten zengin topraklara ve azimli insanlara sahiptir. Bu potansiyeli kullanmanın tam zamanıdır.
Yabancılar kriz zamanında bile Türkiye’den vazgeçemiyor ve ülkemiz hala yabancıları cezp etmeye devam ediyor.
Ancak Türkiye’yi tehdit eden en büyük unsur ekonomiyi Dünyanın ortak kuralı ile yönetmekten vazgeçmek olur. O kuralda fiyat istikrarıdır. Fiyat istikrarını korumak hükümetimizin aslı görevlerinden biridir. 2002-2006 Yılları arasında fiyat istikrarı yaklaştıkça ekonomik büyüme hızlandı. Ortalama % 7.5 büyüdük. Peki ne oldu da bu büyüme düştü. Yani büyümemiz şans mıydı ?.
Demek ki bunu devamını sağlayacak ekip bir an önce tekrar toparlanmalı ve yetkilendirilmelidir. Yetkisi olmayan kaptan taşları yerinden oynatamaz. Artık anlamalıyız ki düşük faiz ve yüksek likidite devri bitmiştir. Serbest piyasa ekonomisinin, piyasa ekonomisinin kurallı ekonomiye dönüşmesi olağandır ancak burada en önemli faktör bu kurallar herkese eşit şekilde uygulanmalıdır. Yanı kurallar olacak ama bu kurallar sözlü talimatlar ile delinmeyecek ve herkes eşit şartlarda işini yapacak ve ekonomi rekabet ortamında canlanacak.
Tassarruf, kesin ve tek çözüm ve büyümenin ince sırrıdır. Ama bu arada bazı dönemler hükümettin kapanan muslukları açıp piyasaya veya gelir getirecek sektörlere para pompalaması da gerekmektedir.
Türkiye güçlü ekonomi, kaliteli demokrasi ve bölünmezliğini her daim müdafaa etmelidir.
