2002 yılından beri ülkeyi yöneten anlayış o günden buyana yaptığı uygulamalar ile Türkiye‘nin enerji sorununu çözemeyeceğini elektrik ve doğalgaza yaptığı zamlarla bir kez daha göstermiştir. Ülkeyi küresel zorlama ve politikalarla yöneten bu anlayış yirmi yıldan bu yana enerji alanındaki serbestleştirme, özelleştirme ve devretme politikalarının sonucu ortaya çıkan faturayı her zaman olduğu gibi halka kesmektedir.
BilindiÄŸi üzere BaÅŸkanlık Hükümeti 1 AÄŸustos 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere elektrik fiyatlarına farklı abone gruplarına göre deÄŸiÅŸen oranda % 9 ila % 15 arasında zam yapmıştır. Bu zamla birlikte yılbaşından bu yana konutlarda kullanılan elektriÄŸe % 22, sanayi elektriÄŸine % 27, tarımsal sulamada ve ticarethanelerde kullanılan elektriÄŸe ise % 27 oranında zam yapılmıştır.
Yapılan bu zamlarla Yüksek Planlama Kurulunun 14 Åžubat 2008‘den bu yana uyguladığı üçer aylık dönemleri kapsayan "Maliyet Bazlı Fiyatlandırmasının" da keyfi olarak dışına çıkılmıştır.
Yine bu zam kararı ile birlikte; BOTAÅž tarafından anılan tarihten geçerli olmak üzere konutlarda ve küçük ve orta ölçekli proseslerde tüketilen doÄŸalgazın m3 fiyatı % 9, elektrik üreten doÄŸalgaz santrallerine verilen doÄŸalgazın m3 fiyatı da yaklaşık % 50 oranında arttırılarak zam yapılmıştır. DoÄŸalgaz santrallerine yapılan bu fahiÅŸ zam ile birlikte önümüzdeki günlerde elektriÄŸe bir kez daha yüksek oranda zam yapılacağı mesajı verilmiÅŸtir.
2017 yılı itibariyle tüketilen 53 milyar m3 doÄŸalgazın % 36 ‘sının (19 milyar m3) elektrik üretiminde kullanıldığı ve 2018 yılı verilerine göre mevcut elektrik enerjisi kurulu gücünün % 26‘sının doÄŸalgaza dayalı santraller olduÄŸu düÅŸünülecek olursa açıklanan bu zamlarla kalınmayacağı, elektriÄŸe ileride daha yüksek oranda zam yapılacağı anlaşılmaktadır.
Ülkemizde elektrik üretimi ve dağıtımında çok önemli görevleri olan TEK ve EİEİ gibi kurumları kapatarak, parçalayıp özelleÅŸtiren, yerli kaynaklardan elektrik üreten termik santrallerin yerine ithal kömür ve doÄŸalgaz gibi ithal kaynaklardan daha pahalı elektrik üreten santralleri teÅŸvik eden, yenilenebilir enerji kaynaklarının önündeki engelleri kaldırmayan; elektrik üreten barajları ve kömürlü termik santralleri özelleÅŸtirerek satan, ithal kömürle elektrik üreten termik santralleri teÅŸvik eden, 4628 sayılı yasa kapsamındaki nehir santrallerini (HES) doÄŸru düzgün planlayamayan, 1 MW`lık HES`ler için doÄŸayı tahrip etmekten kaçınmayan ve bunların uzunca bir süre kontrolsüz – denetimsiz inÅŸa edilmelerine sebep olanlar sıkışınca zam yapmaktan baÅŸka bir çözüm üretemezler.
Son yıllarda ülkemiz, enerji tercihleri ve yatırımlarında ne yazık ki küresel sermayenin tercihlerine boyun eÄŸmek zorunda kalmıştır. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı tamamen özelleÅŸtirilmiÅŸ ve serbestleÅŸtirilmiÅŸtir. Enerji üretimi ve tüketimini yönetemeyenler, kamunun enerji yatırımı yapmasını yasaklayanlar, ısrarla ithal kaynaklardan pahalı elektrik üretme tercihini uygulayanlar, yerli kaynaklarla geliÅŸtirilmesi gereken projelerden vazgeçenler ve yeni ve yenilenebilir enerji üretimi önündeki engelleri kaldırmayanlar iÅŸin kolayına kaçarak zam yapmaya devam edeceklerdir. Bir cent civarında elektrik üreten GüneydoÄŸudaki barajlarımız gerçeÄŸi göz önünde dururken çok daha yüksek fiyatlarla özel santrallerden elektrik alınmasının teÅŸvik edilmesinin bizce izahı yoktur. Bu tercihler ülkeyi karanlığa ve sanayi üretiminde gerilemeye, iÄŸneden ipliÄŸe her ÅŸeye zam yapmaya zorlayacaktır.
Bu olumsuz gidiÅŸi durdurmak; ancak elektrik üretiminde öncelik ve ağırlığın dışa bağımlılığı artıran, ithalat faturasını yükselten doÄŸalgaz ve ithal kömüre deÄŸil yerli ve yenilenebilir kaynaklara verilmesi, elektrik ve doÄŸalgazdaki KDV ve ÖTV oranlarının düÅŸürülmesi, kayıp kaçak oranının azaltılması, verimliliÄŸin arttırılması ve belli bir oranın altında doÄŸalgaz ve elektrik tüketiminin halka ücretsiz arz edilmesi ile mümkün olacaktır.
Saygılarımla.
ÜMİT TÜRKMEN
TMMOB
KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI
GÜNEY BÖLGE ÅžUBESİ
YÖNETİM KURULU BAÅžKANI
