Mersin Barosu Başkanlığı, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 79. yılında, “Eşit temsil kağıt üstünde kalmasın!” mesajı verdi.
Mersin Barosu Başkanlığı Kadın Hakları Merkezi Başkanı Seher Yalçınkaya Çetin, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 79. yıl dönümü dolayısıyla Adliye içerisindeki Baro hizmet biriminde bir basın açıklaması yaptı.
Seher Yalçınkaya Çetin, açıklamasında şunları söyledi; “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Aralık 1934 tarihinde tüm kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını tanıması ile dünyanın birçok ülkesinden çok daha önce katılımcı demokrasi ile tanışan ülkemiz kadınları, bugün her alanda cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmektedir. 1934 tarihli yasa sadece kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı vermemiş, demokratik ülkeler seviyesinde, çağdaş bir ülke olmanın da ilk adımını atmıştır. 18 kadının ilk kez parlamentoya girdiği 1935 seçimlerinde kadın temsil oranı yüzde 4.5’ti. Bu öncü rolüne rağmen Türkiye’nin kadınların seçme ve seçilme oranı açısından günümüzdeki durumu pek de iç açıcı değildir. 2011 seçimlerine göre TBMM 24. dönemindeki kadın milletvekili sayısı bir önceki seçimlere göre 50’den
BARO’DAN KADINLARA TAM DESTEK
Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen de, yayınladığı mesaj ile kadın ve erkeğin eşit temsil hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı. Antmen, Sözlerine Atatürk’ün; “Ey kahraman Türk kadını sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın…” sözleriyle başlayarak, şunları söyledi; “Ulu önder Atatürk’ün en büyük devrimlerinden birisi olan seçme seçilme hakkı, 5 Aralık 1934 yılında Türk kadınına verilmiştir, kutlu olsun. Ulusal kurtuluş mücadelesinin verilmesine çok büyük katkıları olan kadınlarımıza, 1930 yılında çıkarılan yasa ile belediye seçimlerine katılma hakkı tanınan kadınlarımız 5 Aralık 1934 tarihinde anayasa ve seçim kanununda yapılan yasa değişikliği ile tanındı. Üstelik kadınlarımız bir çok Avrupa ülkesinden daha önce seçme seçilme hakkına kavuşmuştur. Kanunun amacı; kadınların sosyal kültürel olarak, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal hayatta erkeklerle eşit olmasıdır. Ancak bugünün Türkiyesi’nde, Türk kadınının durumu nasıldır; ona da bakmak gerekir. Kadınların haklarını korumaya yönelik bir çok yasal düzenlemeye rağmen, bu hususta da cinsiyet ayrımcılığı ortadan kaldırılamamıştır. Seçme hakkı olan kadın bugün ailesinin ya da eşinin seçimleri doğrultusunda tercihlerini yapmak zorunda kalmaktadır. Seçilme hakkına gelince bugün hala bir çok siyasi partide erkekler aday gösterilmekte, sivil toplum örgütlerinde, meslek odalarında, derneklerde kadının temsil edilmesi oldukça düşük olmaya devam etmektedir. Kanunun kağıt üzerinde kalmaması için daha etkin bir şekilde uygulanması için toplumun kadınlar ve hatta erkekler kendilerine düşen görevleri yapmalılar. Siyasi partilerimiz de erkek egemen şekilde yönetilmemeli, kadın ve erkek eşit temsil hakkına sahip olmalıdır. Bunu sağlamaya katkıda bulunmak için de biz mersin barosu olarak kadınların destekçisiyiz. Ulu önderimizin Türk kadınına 1934 yılında vermiş olduğu seçme seçilme hakkı, bu hakkı vermenin amacına uygun şekilde uygulanıp, devlet politikaları o şekilde geliştirilmiş olsa idi, bugün gelinen nokta bu olmazdı. Mersin Barosu olarak, tüm kadın adaylarımızı desteklediğimizi önemle belirtiyorum”.
