Bekaret karşılığında erkeklik | Foto Haber | İnternet Gazetesi

Bekaret karşılığında erkeklik

Bekaret karşılığında erkeklik fotohaber.com.tr

Arnavutluk’ta erkek gibi saygı görmek ve özgür yaşamak isteyen kadınlar bir yeminle işi çözüyorlar..


Küçük bir kızken sürekli ’’Allahım keşke ben erkek olsaydım’’ der, her gece ’’bir erkek kadar özgür’’ olabilmek için dua ederdim. Ailem tutucu olduğundan falan değil, benim, erkeklerin her halükârda kadınlardan ’’daha eşit’’ ve ’’daha özgür’’ olduğunu ve bana verilen özgürlüklerin yetmeyeceğini daha o zamandan anlamış olmamdan kaynaklanıyordu bu özlem...


Sonra büyüdüm, yaşadığım ülke, anayasa taslaklarında; kadınların, ’’yaşlılar, çocuklar ve engellilerle’’ birlikte ’’korunmaya muhtaç ve kısıtlı’’ olarak nitelendirildiği, ’’kapanmanın’’ kadınlara ’’özgürlük’’ diye satıldığı bir yere dönüşmeye başladı.


Ataerkil toplum kurallarının din ve geleneklerle birleşerek kadınları içine almaya çalıştığı kıskaç her zamankinden daha fazla ön plana çıkarken, ben de yavaş yavaş dünyanın geri kalanında dinin ve geleneklerin ağır bastığı bölgelerde de kadınların aynı kıskacın kurbanı olduğunu fark etmeye başladım.



Bekâret karşılığı erkeklik!
İşte bu ülkelerden biri de, nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olduğu Arnavutluk’tu. Arnavutluk’un dağlık bölgelerindeki kadınlar, yüzyıllardan beridir süregelen bir gelenekle, kendilerine ’’daha fazla özgürlük alanı’’ yaratabilmek için ’’kadınlıklarından vazgeçmek’’ zorundaydılar.


Her ne kadar artık eskisi kadar yaygın olmasa da, bu geleneğe göre, özellikle dağlık bölgelerde babaları tarafından istemedikleri kişilerle zorla evlendirilmek istenen kadınlar ’’ömür boyu bekâret’’ yemini edip ’’erkek’’ olabiliyorlardı. Ancak bu ameliyatla gerçekleştirilen bir ’’erkekleşme’’ operasyonu değil, tamamen şeklen ve yaşanan hayat tarzının değişimine dayalı bir erkekleşmeydi.

Özgürlüğü uğruna ’’erkek olmayı’’ seçen kadının saçlarını kısacık kestirmesi, bir erkek gibi giyinmesi, erkek gibi yaşaması, kamyon şoförlüğü gibi erkeklerin yaptığı işleri yapması gerekiyordu. İşin tuhaf yanı toplum da yemin ettikleri andan itibaren bu kadınların anatomilerini görmezden geliyor ve onlara birer erkeklermiş gibi davranıyordu.


Ancak bu kadınların ölene kadar evlenmeleri ya da cinsel bir hayatları olması yasaktı. ’’Bekâret yemini’’, bir yandan kadını istemediği bir erkekle zorla evlendirilmekten kurtarırken, bir yandan da ömür boyu yalnızlığa mahkûm ediyordu. Yemini bozmanın cezası ise bir zamanlar ’’ölümdü.’’ Şimdi ise toplumdan tamamen dışlanma ve asla ’’kadın’’ olarak kabul edilmeme olarak baş gösteriyor bu cezalar.



Komünist parti sekreteri
’’Erkek olmuş’’ bu kadınlardan çobanlar, kamyon şoförleri, hatta siyasi liderler çıktı. Arnavutluk Komünist Partisi’nin kurucusu olan ve ülkeyi 40 yıl komünist rejimle yöneten Enver Hoca’nın liderliği döneminde, partinin yerel sekreteri olan Shkurtan Hasanpapaj da sonradan ’’erkek olmuş’’ yeminli bakirelerdendi. Bir ’’erkek’’ olarak otoritesi asla sorgulanmazdı. Hasanpapaj, Arnavutluk’taki yeminli bakirelerle ilgili belgesel çeken Arnavut gazeteci Elvira Dones’un sorularını yanıtlarken; ’’Bu yolu seçmeyip evlenseydiniz kendinizi kısıtlanmış mı bulacaktınız?’’ sorusuna aynen şu yanıtı veriyordu:


’’Kısıtlanmaktan çok ezilmiş olacaktım. Evliliklerde aşk ve uyum olsa bile, sadece erkeklerin son sözü söyleme hakkı bulunuyor. Oysa ben ya tam anlamıyla eşitlik istiyordum, ya da hiçbir şey...’’


’’Yeminli bakirelik’’ geleneği artık gitgide yok olmaya yüz tutsa da, Arnavutluk’ta halen yaşları 20 küsurdan başlayan ve 70 küsurlara kadar giden yaklaşık 30-40 kadar ’’yeminli bakire’’ bulunuyor. Modern hayatlar yaşamak isteyen genç kadınlar için dağlardan şehirlere inmek, burada iş güç sahibi olmak vs. artık eskisinden çok daha kolay.

Ancak Ortadoğu ve Afrika’da sünnet edilen, Afganistan ve Pakistan’da ’’çarşafa girmeyi’’ reddettiği için öldürülen, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda töre cinayetlerine kurban giden kadınlar gibi; dünyanın birçok bölgesinde milyonlarca kadın, acılar içinde istemedikleri hayatları yaşamaya devam ediyorlar...