Ne tuhaftır ki dünyadaki her şeyi kendimizden yola çıkarak anladığımız veya anlamaya çalıştığımız halde bir tek yaşlandığımızı kendimizden anlamıyoruz.
Yaşlanmanın kanıtları
Ne tuhaftır ki dünyadaki her şeyi kendimizden yola çıkarak anladığımız veya anlamaya çalıştığımız halde bir tek yaşlandığımızı kendimizden anlamıyoruz.
Israrla üzerimize kondurmadığımız iki şeyden biri “yaşlanmak”. (Ötekisi “aptallık”.)
Bir iki kilo fazla mı?
Çok yoğundum ondan.
Sol göz altında kırışık mı var?
Dün gece kötü uyudum ondan.
Boyun mu tutuldu?
Klimayı çok çalıştırdım ondan. Her zaman bir kulp bulabiliyoruz kendimize.
Yaşlandığımızı yaşıtlarımızdan anlıyoruz.
Fakülte arkadaşları toplantılarının hizmet ettiği tek şey de budur zaten: Daha ne kadar gencim?
Başından beri gitmedim. Ne lise toplantılarına ne fakülte “re-uninon”larına.
Aynada gördüğüm beni yeteri kadar teselli ediyor. Zira insan her gün baktığının hiç değişmediğini sanıyor. Sınıf arkadaşlarımdaki sinir bozucu değişiklikleri görmek istemiyorum. Koştura koştura eve gelip yüzümde kırışık, sarkma aramak istemiyorum.
Ve lakin görmezden gelemediğim bir başka şey var.
O da şu ki:
Yaşıtlarımın anne babaları ölmeye başladı.
Çok acayip çok garip bir durum bu.
Kimse kendi anne babasına ölümü kondurmuyor, zaten ölüm dediğimiz de tuhaf bir ziyaretçi, ne zaman geleceği bilinmiyor ama birler iki, ikiler dört olmaya başlayınca..
“Kocadan boşanma” ziyaretlerinin yerini “başsağlığı” ziyaretleri almaya başlayınca..
“Boş ver bu da geçer!” diyememeye başlayınca..
Acı gerçeğin farkına varıyorsun:
“Ben artık anne babası ölme yaşıma geldim”.
HHH
Evlenme yaşı, bebişlenme yaşı, boşanma yaşı derken.. Evet.. Bu da bir yaş. “Anne babası ölme” yaşı..
“Artık bu acı her an başıma gelebilir, buna hazırlıklı olmam gerek” yaşı..
“Onları elimden geldiğince göreyim, mutlu edeyim” yaşı.
Başıma geldiğinde arkadaşlarımın ilk soracağının “yaşlı mıydı?” yaşı.
Yeterince yaşlıdır ve o kadar da üzülmeye gerek yoktur alt manasıyla..
Halbuki ölmek için hangi anne baba yeterince yaşlıdır ki? Seviyorsan anne baban sonsuza kadar yaşasın istersin..
***
Bundan sonraki aşama ne?
Söyleyeyim: Yaşıtların hasta olması. Ufak ufak ameliyatların başlaması.
Boyunlarda kireçlenmeler, rahimden ur almalar, memede şüpheli yumrulara rastlamalar...
Ufak ufak bunlar da başlayacak.
Bebek kıyafetleri yerine “sağlıklı yaşamanın yolları” kitapları hediye edilmeye başlanacak. Amatör doktorluklar oynamaya başlanacak. “Annende de var mıydı?” “Baban da var mıydı?” “Şuyuna baktılar mı?” “Buyunu ölçtüler mi?”
***
Böyle böyle bitiyor işte hayat.
Arkadaş cenazesi de son nokta galiba..
